
İçindeki sesi
duymak
O ses hiç susmadı. Sadece diğer her şey ondan yüksek sesle konuşuyordu.
Bir cevaba ihtiyacın olduğunda ne yaparsın? Çoğumuz arama yaparız. Okuruz, sorarız, dinleriz, karşılaştırırız. Daha çok bilgi, daha çok görüş, daha çok veri. Ve çoğu zaman aramanın sonunda başladığımız yerden daha kararsız çıkarız, çünkü topladığımız her yeni ses, zaten kalabalık olan bir odaya bir kişi daha eklemiştir.
Oysa gerçekten bilmediğin bir şey mi vardı? Yoksa bildiğin şeyi duyamayacak kadar gürültülü müydün?
Sessizlik bir boşluk değil. Sessizlik, zaten orada olan bir şeyi duyabilmenin adı.
Sufi geleneğinde buna sükût denir: konuşmamak değil, dinlemek için yer açmak. Zen'de bir öğrencinin ustaya sorduğu meşhur bir soru vardır: "Öğretiniz nedir?" Usta cevap vermez, sadece çay doldurur; bardak taşana kadar. Öğrenci itiraz edince der ki: "Bardağın doluyken sana ne verebilirim?"
Anadolu'da aynı bilgelik başka türlü söylenir: "Az söyle, çok dinle." Bu bir görgü kuralı değil, bir yöntem. Çünkü içerideki ses bağırmaz. Israr etmez, ikna etmeye çalışmaz, seni kandırmaz. Sadece bir kere söyler ve bekler. Duymazsan tekrar etmez, ama gitmez de.
Neden onu duymak zorlaşıyor?
Çünkü içindeki ses ile zihnindeki gürültü aynı hacimde konuşmuyor. Kaygı yüksek sesle konuşur, acele eder, felaket senaryoları anlatır. Alışkanlık tanıdık olduğu için ikna edicidir. Başkalarının beklentisi ise en sinsisidir; çoğu zaman senin sesin gibi taklit eder.
İçindeki ses ise farklıdır: telaşsızdır. Seni utandırmaz, korkutmaz, acele ettirmez. Genelde çok basit bir cümledir ve duyduğunda bedeninde bir gevşeme olur; sanki uzun süredir tuttuğun bir nefesi bırakmışsın gibi.
İçindeki sesin işareti şudur: onu duyduğunda daralmazsın, genişlersin.
Peki Sakin bunu nasıl kolaylaştırır?
Sakin sana bir cevap vermez. Cevabı duyabileceğin aralığı açar.
Bunu üç yerden yapar. Nefes ile bedeni yavaşlatır, çünkü hızlı bir bedende sakin bir ses duyulmaz. Niyet ile günün başına tek bir cümle koyar, böylece gün seni sürüklemek yerine sen günü taşırsın. Ve İçsel Ayna ile sorduğun soruyu sana geri yansıtır; öğüt vermez, senin kendi haritan üzerinden bakmanı sağlar.
Bazen ihtiyacın olan cevap, daha fazlasını öğrenmek değil; durmak, hissetmek ve içindeki sesi dinlemektir.
Bardağı biraz boşalt
Bir dakika, üç nefes ve tek bir soru. Gerisi kendiliğinden geliyor.
Sakin'i Dene